Genel

1847 yılında sosyalizm…

Umut İLERİ

“1847 yılında sosyalizm bir orta sınıf hareketiyken komünizm işçi sınıfının bir hareketiydi. En azından Kıta üstünde sosyalizm “saygın” bir görüştü; komünizm bunun tam tersiydi. Biz de başından beri “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” düşüncesinde olduğumuzdan, bu iki isimden hangisini seçmek zorunda olduğumuz hakkında hiçbir kuşkuya yer yoktu. Dahası o zamandan beri ondan vazgeçmek hiç aklımıza gelmedi.”( Londra, 30 Ocak 1888 Friedrich Engels-1872 Almanca Baskıya Önsöz

Komünist Parti Manifestosu-Karl Marx ve Friedrich Engels

Burjuvazinin eskisi gibi yönetememe bunalımı ve bunun sonucu kurumlar arasındaki çatışmaların ayyuka çıkması,buna karşılık,her geçen gün sosyal kazanımlarını bir bir yitiren İşçi Sınıfının Komünist önderlikten yoksun oluşu, ortaya genel bir toplumsal kriz çıkartmaktadır.

Emek çephesin de ki toplumsal kriz, Emeğin dayandığı teorinin gerek Sağ gerekse Sol oportünistlerce revizyona uğratılması nedeniyle, toplumsal yaşamda bir boşluğa neden olmuştur.

Toplumsal yaşam boşluk tanımıyacağından, her türlü Anti Marksist görüş, bu toplumsal boşluğu doldurmaya kendini görevli saymıştır.

Bugün Anarşist akımların Dünya üzerinde, geçmişe oranla etkinliklerinin bir nedeni de budur.

Marksist Teorinin revizyonu pratikte de revizyona neden olmuş, öyle ki bugün teori, en çetin pratik haline gelmiştir.

Tabi ki Sınıfla Siyaset arasında ki bağın kopması, Sınıfla Siyaset arasındaki mesafenin gün geçtikçe açılması, Marksist Teorinin daha kolay revize edilmesine neden teşkil etmiştir.

Buda, Sınıfa güvenmeyen, Sınıf yerine başka dinamikleri ikame eden, Sınıfın Devrimciliğinden kuşku duyan, Küçük Burjuva Devrimcilerinin ve Sol Liberallerin toplumsal alanda boy göstermelerine neden olmuştur.

Küçük Burjuva Devrimcileri için, Devrim bir ETİK sorunudur!

Onlar Tarihsel Materyalizm’in ortaya koyduğu Üretici güçler, Üretim ilişkileri arasındaki Diyalektik bağın Nesnelliğinde, bu Nesnelliğe müdahale eden irade sonucu Devrimlerin ortaya çıktığı gerçeğini görmezden gelirler.

Onlar için Devrim,kurulu düzene tepki duyan, ezilenlerin kutuluşunu isteyen ve bu amaç için gerekirse kendini feda etmeye hazır bir avuç insanın kafalarında şekillendirdikleri, baştan sona kahramanlık manzumesi olan, eylemler bütünlüğüdür.

Onlar bu temelde İşçi Sınıfının Devrimdeki öncü gücünün, Ekonomik ve Politik ilişkilere dayalı bir gerçeklik olduğunu da görmeyerek, İşçi sınfı yerine, SINIF kavramını da unutturmak adına, soyut bir HALK

kavramını koyarlar.

Tabi ki bu teorik yanılgı, kendini bu düşünceye uygun bir örgütlenme anlayışıyla da gösterir.

Bu örgütlenme anlayışı bağlamında ortaya konan eylemler, çoğunlukla İşçi Sınıfından kopuk, bireysel eylemlerdir.

Küçük Burjuva Devrimcileri kendilerini İşçi Sınıfının bir neferi olmaktan daha çok İşçi Sınıfının kurtarıcısı olarak görürler!

Oysa İşçi Sınıfının kurtuluşu kendi ellerindedir.

İşçi Sınıfının kurtulmak için, bir avuç kurtarıcıya gereksinmesi yoktur.

Tabi burada İşçi Sınıfı derken kast ettiğimiz, kendi için Sınıf konumunda, Siyasal Bilinç edinmiş, Politikleşmiş İşçi Sınıfıdır.

O nedenle biz bayraklarımızın üzerine YOLUMUZ İŞÇİ SINIFININ DEVRİMCİ YOLUDUR yazıyoruz.

13Ahmet Hulusi Kırım, Sinan Rakip ve 11 diğer kişi

12 Paylaşım

Beğen

Yorum Yap

Paylaş

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top